Sorular ve Gerçekler
 |
| Dr.Hilal Kuzucu Malçok |
Son günlerde domuz gribi üzerine yürütülen tartışmalar vatandaşlarımızda önemli ölçüde tedirginlik yaratmış, yapılması gerekenler konusunda da kafa karışıklığı meydana getirmiştir. Vatandaşlarımızdan ağırlıklı olarak ?domuz gribi aşısı yaptıralım mı? sorusu gelmektedir. Bu nedenle bu konuda doğru bilgilendirme yapmak ve panik ortamını ortadan kaldırmak için Başiskele Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Mikrobiyoloji Uzmanı Dr Hilal Kuzucu Malçok ile domuz gribini konuştuk.
Domuz gribi hakkında kısa bir bilgi verir misiniz
Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün ki bu bir grip mikrobunun adıdır, neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk olarak Mart ayında Meksika?da insanlar arasında görülmeye başlandı. Hızla dünyaya yayılmaya başladı. Bunun üzerine haziran ayında Dünya Sağlık Örgütü pandemi (salgın hastalık) alarmı verdi. Bu hastalık kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda ülkemizin de bulunduğu bölgeye yayıldı.
Hastalık nasıl seyretmektedir Normal gripten farkı nedir Gerçekten öldürücü müdür
Bu hastalığın belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Bu grip şu aşamada mevsimsel gripten daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel gripten en önemli farkı; toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan virüslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Bu gribin öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal gripten daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal gribe göre daha yüksektir. O nedenle bu kadar panik yapılmasını doğru bulmuyorum. Paniklemenin nedeni bilgi eksikliği ve bilgi kirliliğidir.
Gribin çocukları ve hamileleri çok etkilediği, yaşlılarınsa etkilenmedi belirtiliyor. Bu doğru mudur
Hastalığın seyri incelendiğinde 6 aylık ile 2 yaş arasındaki çocukların ve gençlerin daha çok etkilendiği söylenebilir. Hamileler ve bu hastalığa yakalanan kişilerle ilk teması kurabilecek aileleri ve sağlık çalışanları hastalıktan etkilenebilecek grup arasındadır. Hastalığın 65 yaşı üstündeki kişilere kolay bulaşmaması söz konusudur. Bunun nedeni son yüz yılda meydana gelen salgınlardaki grip virüsü ile benzerlik göstermesidir. 1950 yıllarına kadar süren salgınlarda 65 yaş üstü kişilerin bu virüse bağışıklık kazandığı kabul edilebilir.
Hekimler arasında da fikir ayrılıkları olduğunu görmekteyiz. Bazı hekimler endişe duyarken bazıları oldukça sakin davranıyorlar. Gerçekten hekimleri endişelendirecek bir hastalık mıdır
Endişeler HIN1 virüsünün çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. İlerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuşmuştur. Bazı meslektaşlarım bu nedenle endişe taşımaktadır.
Peki kendimizi bu hastalığa karşı nasıl koruyabiliriz
Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene çok dikkat etmek gerekmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır. Her yerde sık sık belirtildiği gibi virüs kapmamak için kucaklaşma ve tokalaşmaktan uzak durmakta fayda vardır.
Hastalık görüldüğünde, okullar neden kapatılıyor Okulların kapatılması için belli bir kriter var mı
Ne yazık ki bunun için rakamsal olarak hazırlanan bir kriter yok. Dünya Sağlık Örgütü okul kapatma ve buna benzeyen uygulamaların salgının başlangıcında yapılması halinde hastalığın yayılma hızının kesileceğini bildirmiştir. Bu yayılmasını engellemek için alınan bir tedbirdir. Ayrıca okulların kapatılmasıyla birlikte yavaşlayan yayılma hızı sağlık kuruluşlarına hazırlık yapmaları için zaman kazandırmaktadır. Ülkemizde ve kentimizde uygulanan okul kapatma uygulaması da aşı sağlanana kadar virüs olabildiğince kontrol altında tutma amacı taşımaktadır.
Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olduğunu öğrendiğimizde ne yapmalıyız
Bu hastalığa yakalanmış olan kişilerle temas etmiş olmak hastalık bulaştı demek değildir. Eğer temas sonrasında grip belirtileri görüyorsanız tarama ve tedavi gerekmektedir. Yani hastanın grip belirtileri üzerinden takip edilmesi yeterli olmaktadır. Belirtiler görülen herkeste de tedaviye ihtiyaç olmayacaktır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri nelerdir ve belirtileri gördüğümüzde neler yapmalıyız
Bu gribin belirtilerinin mevsimsel griple aynı olduğunu belirtmiştik. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar, ki iyileşme bir haftayı bulmaktadır, evde tutulmalıdır. Hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Her yıl yaptırılan grip aşıları bu hastalık için yeterli olmuyor mu Domuz gribinin aşısı farklı mı
Domuz gribi dediğimiz HIN1 virüsü için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan?da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye?de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz. Son olarak sağlık çalışanlarına uygulanmaya başlanmıştır.
Yapılan aşıların kanser yaptığı, sakat bıraktığı söyleniyor. Gerçekten normal grip aşısından daha fazla yan etkisi var mı
Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşıdır. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim mevcut. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabilmektedir. Aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değildir. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da dikkate alınıyor. Aşının kanser yaptığına dair söylentilerin kesinlikle doğru olmadığını belirtebilirim.
Aşı olunmasını öneriyor musunuz
Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.
Kimler aşı olmalı
65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor.
Türkiye?ye gelen ve gelecek olan aşılar ?yapılsın ve yapılmasın? diye doktorları ikiye böldü. Vatandaşlarımız bu yüzden tedirginlik yaşıyor. Bu aşıların içeriğinde ne var
ABD ve Avrupa?da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde ise ABD'de olmayan ve Avrupa'da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı.
ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD'de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor.
Avrupa'daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye'ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. ?Bunun bulunmasının bir zararı var mı? sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor. Ancak Avrupa Birliği?nde adjuvanlı aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki bildirilmemiştir. Ama bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil. ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak.
Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD'deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Cıva olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor. Arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açması söz konusudur.
Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90'a çıkıyor. ?Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi? sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru değildir.
Yeliz KORAY