AİLE İÇİ İLETİŞİM: Kadının Rolü
Aile; insan türünün sürekliliğini sağlayan, ilk toplumsallaşma sürecini oluşturan, karşılıklı ilişkileri belirli kurallara bağlayan, toplum kültürünü kuşaktan kuşağa aktaran toplumsal bir kurumdur.
Ailenin temel işlevleri vardır. Bunlardan biri de, ailedeki herkesin en verimli şekilde gelişimini yerine getirmektir. Gelişimin sağlıklı olabilmesi için aile kurumunun her bireyin ihtiyacını mümkün mertebe karşılaması gerekiyor. En büyük ihtiyaçta İLETİŞİM ihtiyacıdır. Her ailenin iletişim şekli farklıdır. Hepimizin kendi kişisel özelliklerinden kaynaklanan iletişim biçimi vardır. İletişim biçimleri farklı olsa da önemli olan aile bireylerinin birbirleriyle iletişim kopukluklarının olmamasıdır.
-İletişimin temelinde yer alan ?dinleme? ve ?anlatma? karşılıklı konuşmanın birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Eşler birbirlerine konuşma fırsatı verirken çocuklarına da böylesi fırsat vererek çocuğun önce kendini ?birey? olarak algılamasına ve böylece ihtiyacı olan duygusal aktarımdan dolayı rahatlamasına imkan tanıyacaktır. Etkin dinleme becerisini şu şekilde yerine getirmeliyiz:
· Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmemiz gerekir
· İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak gerekir
· Yüzümüzü ona yöneltmemiz gerekir
· Dikkatlice dinlememiz gerekir
· Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmamız gerekir
· Konuşurken müdahale etmememiz gerekir
· Duygusal cümlelere dikkat edip bunu anladığımızı gösteren ifadeler kullanmak çok önemlidir.
- Aile içi iletişimde diğer önemli nokta, ?empati? kurabilmektir. Empati, kendimizi karşımızdakinin yerine koyabilmektir. Karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmak ona hak vermek demek değildir. Onu önemsemek onun açısından bakabilmek ve bunu ona ifade edebilmektir. Örneğin; dişi çekilmesi gerektiği için dişçiye gitmesi gereken bir çocuk bu durumdan korkuyorsa ailenin yaklaşımı onu anlamaya çalışmak olmalıdır. Anlamaya çalışmak yerine ?korkacak ne var?, ?Herkes dişini çektiriyor?, ?Bir şey olmaz!?, ?Acımayacak göreceksin!? gibi ifadeler çocuğun duygularını inkar etmek olur. Sizin için bu durum acı verici bir şey olamayabilir. Ancak herkesin acı eşiği farklıdır. Çocuğun gerçekten canı yanacaktır. Onun için ?evet, tatlım! Korktuğunu biliyorum, büyükler bile diş doktoruna gitmek istemezler? gibi yaklaşım çocuğun kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Sizin onu anladığını düşününce sizin öğütlerinizi daha iyi dinleyecektir.
- Sağlıklı aile iletişimi için gerekli şartlardan biride aile faaliyetlerinin planlanmasına çocuklarında katkıda bulunmalarına, fikirlerini söylemelerine izin vermektir. Mesela, babanın yaz tatilini nerede-nasıl geçirmek istediklerini tüm aile fertlerine sorması ve bu doğrultuda kararlar alması herkese kendini daha iyi hissettirecektir.
- Sağlıklı iletişimin diğer koşulu da ses tonudur. Ses tonumuzu konuya göre ayarlamalıyız ki sevgimizi hissedilsin, ?hayır?ımız dikkate alınsın! Aksi takdirde ısrar geliştiren çocuklara sahip olabilirsiniz. Ses tonundaki vurgu aslında çocuğa ne yapması gerektiğini de vurgular.
İLETİŞİM ENGELLERİ NELERDİR
Çocuklarla ebeveynlerin kurmuş oldukları iletişim bazen sağlıklı iletişimi zorlayan engellerle dolu olabilmektedir. Bazı örnekler verecek olursak;
Sıklıkla Emir Cümleleri Kurmak;
Yaşantımızı gözden geçirerek kurduğumuz emir cümlelerini yakalamaya çalışalım. ?Kalk, yüzünü yıka, sütünü bitir, dişlerini fırçala, ağzın doluyken konuşma, ödevini bitir, televizyonu kapa, büyüklerinle konuşurken sesini yükseltme, öğretmenini dinle??.? gibi uzayan emir sözcüklerini yakalamamız zor olmayacaktır. Adeta askerlik eğitiminin hepimizin bildiği ?yat!-kalk!-sürün!? kalıbı gibi sürekli emir veren insanlar haline gelebiliriz. Oysa askerlikteki itaat hayati önem taşıdığı için asker yat emrinden sonra kalk emri gelene kadar başka bir davranıma geçmemek durumundadır. Peki, acaba bizim istediğimiz şey evimizi asker ocağına çevirip, nizami askerler yaratmak mıdır Tabiî ki değil. Çocuklarımızın korkudan söyleneni yapmasını değil kendisi için gerekli olanı düşünmesine ve bulmasına yardımcı olmalıyız.
Gözdağı Vererek Konuşma Biçimi;
?Okulunu bitirmezsen sana para mara yok?, ?ödevini bitiremezsen televizyonu unut? , ?sütünü içmezsen cüce kalırsın?, ?terliksiz dolaşırsan hastalanırsın? gibi. Bazen işimizi kolaylaştırmak için bir davranışı bitirmesini koşula bağlayabilir ya da gözdağı vererek korkutarak istediğimiz davranışı yapmasını sağlayabiliriz. Televizyon izlemesini istemediğimiz halde onu şarta bağlayarak daha da çekici hale getirebiliriz. Ayrıca korku, boyun eğme, itaat etme davranışı yaratabilir ya da ?deneme? isteğini tetikleyebilir. Gücenme, kızgınlık, öfke ve düşmanlık duygularının oluşmasına neden olabilir.
Sürekli Öğüt Verme, Çözüm Önerileri Getirme;
?Senin yerinde olsam plan yaparak çalışırdım?, ?sütünü bitirdiğinde boyun uzayacak?, ?bak sana bir öneri vereyim? gibi cümleler kurabiliriz ve bu konuşma biçiminin çok yararlı yapıcı olduğuna inanırız. Öncelikle düşünmemiz gereken söylediğimiz şeylere acaba benim mi ihtiyacım var sorusunu cevaplamak sonrada istenmeden verilen öğütlerin, yardımın yararlı olmadığını gözlemleyebilmektir. Aksi takdirde bu yaklaşım anneye babaya bağımlı çocuklar yaratabilmektedir. Ayrıca kendi çözüm yollarını oluşturmasına katkı sağlamayacaktır.
Sıklıkla Yargılamak, Eleştirmek;
?Sen zaten tembelin tekisin?, ?zaten başarsaydın şaşardım?, ?yine mi bitiremedin? gibi cümleler kurmak yetersiz, aptal hissetme duygularına neden olabilir. Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusuyla iletişimi kesmesine yol açabilir ya da çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılayabilir (Ben kötüyüm!) ya da karşılık verebilir (Siz de daha mükemmel değilsiniz!).
Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.
Çocuğu Sürekli Övmek
İstendiği davranışı yapması durumunda çocuk yerli yersiz her ortamda övülebilir. ?Çok güzel........?, ?Bence harika bir iş yapıyorsun.....? Bu durumda çocuk ailesinin beklentilerinin çok yüksek olduğunu düşünebilir ya da kaygı hissedebilir.
Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun kendilik algısına uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. ?Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım? gibi düşünebilirler. Ayrıca övgü başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırabilir ya da aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.
Ad takmak, alay etmek:
?Koca bebek....?, ?Hadi bakalım Süpermen?, ?Geri zekalı?, ?Hadi sende sulu göz?, gibi cümleler kurmak çocuğun gelişiminde değerli hissetmesine yol açmaz. Sevilmediği kanısının oluşmasına yol açabilir, kendilik gelişiminde olumsuz etkileri olabilir. ?Aşkım, Sevgilim? gibi sevgiliye söylenecek sözlerin söylenmesi anne ya da babayla ilişkisinin sınırlarını belirlemesinde, cinsel normlarının oluşumunda sıkıntılar yaşamasına neden olabilir.
Sürekli Soru Sormak, Sınamak, Sorgulamak:
?Neden....Kim.....Sen ne yaptın......Nasıl.....?
Soruları cevaplama genellikle eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden çocuklar genellikle hayır demeye, yarı doğru cevap vermeye, kaçmaya yönelir veya yalan söyler
Sorular genellikle soru soranın nereye varmak istediğini açıklamadığından, çocuk korku ve endişeye kapılabilir
Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu, gözden kaçırabilir.
Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.
Güçlü ve sağlıklı bir aile olabilmek için ilk önce güçlü ve kalıcı bir evlilik olması gerekir. Bunun içinde değer verdiğimiz, ailenin kurulması için gerekli zamanı, çabayı harcamak gerekiyor, ilk önce buna karar vermemiz gerekiyor.
Yaşamamızda pek çok farklı rollere sahibiz. Bizi biz yapanda yaşamımızı zenginleştiren bu çeşitlilik. Uzmanlar şu soruyu soruyorlar bize. Özellikle çocuğu olan bayanlara : İLK ROLÜNÜZ NE yada EN ÖNEMLİ ROLÜNÜZ NE Eşlik mi Annelik mi
Rollerinizden hiç biri bizim zihinsel, duygusal, fiziksel ve aile içi sağlığınız için kaçınılmaz olan ?eş? olma rolünün önüne geçmesine izin vermemelidir.
Peki iyi bir eş olmayı, eş ilişkimize önem verdiğimizi nasıl göstericez Bunun için yardımcı olabilecek bir konudan bahsetmek gerekiyor:
Dil farkları, insan kültürünün önemli bir parçasıdır. Eğer kültürler arasında etkili olarak iletişim kurmak istiyorsak, iletişim kurmak istediğimiz insanların dilini öğrenmeliyiz.
Sevgi söz konusu olduğunda da aynı kural geçerlidir. Bizim sevgi dilimizle eşimizin dili, Çincenin İngilizceden farklı olduğu kadar farklı olabilir. Aşkımızı İngilizce olarak ne kadar ifade etmeye çalışırsak çalışalım, eğer eşimiz yalnızca Çince anlıyorsa, birbirinizi nasıl sevmeniz gerektiğini asla anlayamayacağız!
5 sevgi dili olduğu söyleniyor.
Onay Sözleri: ?sevgi ifadeleri?. Bunun içinde cesaret verici sözler, sevecen sözler vardır. ?musluğu tamir etmen çok iyi olmuş, sen zaten bu işleri çok güzel yaparsın?, ?bu kıyafet sana çok yakışmış?, ?çocukla ilgilenmen çok hoşuma gidiyor? gibi ifadeler sevdiğinizi direk söylemeniz ?seni seviyorum? ifadesi eğer eşinizin sevgi dili onay sözleriyse ancak bu tür sözlerle sevildiğini hisseder.
Nitelikli Beraberlik: Birliktelik. Eşlerin bir arada olması. Dikkatlerini birbirlerine vermeleri, onlarla ilgilenmeleri. Kişi sevdiği insanı yanında görünce, onunla konuşunca, onunla ilgilenince ancak sevildiğini hissedebilir.
Armağan Alma: Eğer eşinizin birincil sevgi dili armağan almaksa armağan vermekte ustalaşmanız gerekmektedir. Birincil sevgi dili armağan alma olan insan ancak armağan aldığında sevildiğini hisseder. Sanırım bu en çok biz kadınlar için uygun bir sevgi dili. Çünkü eşinin ona çiçek almasını, özel günlerde hediye vermesini önemserler bayanlar.
Hizmet Davranışları: Birincil sevgi dili hizmet davranışları olan eş kendisine hizmet edilmesinden çok hoşlanır ve bunu bekler. Yani onun önüne yemek koyduğunuzda, onun giysilerini ütülediğinizde, eşyalarını topladığınızda ancak sevildiğini hisseder.
Fiziksel Temas: Fiziksel temasın sevgiyi iletme yolu olduğu biliniyor. Hatta çocuk gelişiminde yapılan araştırmalar; uzun süre fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklardan daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştirdiğini bulmuşlar.
Fiziksel temas, evlilikteki sevgiyi iletmek içinde güçlü bir araçtır. El ele tutuşma, öpüşme, sarılma ve cinsel ilişki bir kişinin eşine olan sevgisini iletmenin yollarıdır. Fiziksel temas bazı insanların birincil sevgi dilidir. O olmadan sevildiklerini hissetmezler. Fiziksel temas olduğu müddetçe eşlerin sevgilerinden emin olurlar.
Kendimizin ve eşimizin sevgi dilini bilmek, aile içi iletişimimizi daha kolaylaştırır.
Ayrıca bizim çevremizdeki insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmemiz ve onlara yardım edebilmemiz için ilk önce kendimize iyi bakmamız gerekir.
?KENDİMİZE ZAMAN AYIRALIM?
Kendi duygularımızı ve fiziksel ihtiyaçlarımızı ihmal etmek, bizi öfkeli, gergin, huzursuz, çabuk sinirlenen ve mutsuz bir kişi yapar. Araştırmalar böyle bir yaşam tarzının depresyon ve çeşitli hastalıklar gibi çok ciddi problemlere yol açtığını göstermektedir.
İşte bununla ilgili yapmamamız gerekenler;
Evle ilgili standartlarınızı değiştirin veya biraz yardım alın! Ev işlerinin bir kısmı biraz zaman kazanmak için değiştirebilir. Her şey sizin sorumluluğunuzda olmasın. Evde herkesin yapması gereken sorumluluklar olsun; çocuklarınızın, eşinizin .. Bu sorumluluklar verildikten sonra işlere razı olacaksınız. ?Yapamadın, bırak? demek kendinize zarar vermek olur. Kendi yaptığınız bazı şeyleri de gözden geçirin
TV de izlediğiniz zamanı azaltın! Ailenizin kendinizin ne kadar tv izlediğinizi saptayın. Bizler genellikle sevdiğimiz program için otururuz ama birden fazla şeye bakmak isteriz. Bir günde ne kadar tv seyrettiğinizi bulun, kendinize kota koyun. Bunu yapıp istediğiniz programı izledikten sonra o program biter bitmez yapmak üzere bir iş planlayın. Böylelikle çocuklarınıza da örnek olacaksınız.
Gerektiğinde hayır deyin! Başkaları için neler yaptığınızı inceleyin.?hayır? kelimesi sınır anlamına gelir. Sınırlarınızı iyi koyun. Kararlı tutum gösterin. Sizin ihtiyaçlarınız, öncelikleriniz ve enerji düzeyiniz önemlidir.
Başkalarının sizi anlamasını beklemeyin! Oturduğunuz yerden anlaşılmayı beklemeyin. Sık sık eşinin kendisini anlamadığından bahseder hanımlar ya da çocukların vurdumduymazlığından. Ama biz bunu belli etmezsek, açık ve net bir ifade ile söylemezsek karşımızdakilerin bizi anlamalarını beklemeyelim.
Bedeninize iyi bakın! Her yaşta kendimizi iyi hissetmek için ideal kilomuzda olmamız gerekir. Eğer bu sizin kontrolünüzden çıktıysa yapabileceğiniz şeylere bakın. Yediğiniz yiyeceklere, beslenme ve yeme alışkanlığınıza bakın. Ama bunu sadece kilo vermek için yapmayın. Kilo veremediğinizi düşünüyorsanız kendinizi iyi hissetmek için bunları yapın. Egzersiz yapın. Egzersiz stresi azaltan, kişiye kendini güçlü hissettiren bir şeydir. Vücudunuzun beğenmediğiniz yerlerine değil güzel olduğunu düşündüğünüz yerlerine odaklanın. İyi taraflarınızı görün ve sevin.
Zihninize iyi bakın!
Günümüzde herkes unutkanlıktan yakınır. Bunun için egzersizler yapılabilir. Gün içerisinde faklı eli kullanmak, bir gün önce yaşadığımız olayların detaylarını hatırlamaya çalışmak, kendimizi telkin edici, sakinleştirici teknikler üretmek gibi faliyetler beynimizi, zihnimizi daha sağlıklı kılacaktır.
İletişim engellerine takılmamak ve beden-ruh sağlığımızı güçlü kılmak temennisi ile..
Psikolog
Senem Karademir Tehnel
Kaynak:wwww.kocaeliolay.com